Ork kamplarında, ateş söndükten sonra yaşlılar gençlere şu hikayeyi anlatır:
Birscha annesine karşı içilen ant'ın en yüksek sesle haykırılanıydı. Kardeşleri kılıçlarını çekerken, o ritüel bıçağını çekti. Çünkü Birscha bir savaşçı değildi. O, kanın ne zaman ve nasıl akıtılacağını bilen bir rahipti. Cinayet onun elinde bir zanaat, yağma bir ibadet, karanlık bir ayin halini almıştı.
Hektor doğduğunda ilk karşısına çıkan oydu. Ve ilk düşen de o oldu.
Ama Birscha'nın düşüşü diğerlerininki gibi değildi. Yıldız olup karanlık düzleme çakılan kardeşlerinden farklı olarak, onun bedeni Regnant Dağları'nın eteklerinde kaldı. Kanı toprağa karıştı ve o topraktan ilk orklar doğdu. Bu yüzden orklar Birscha'ya tapar. Bu yüzden her ork, bir gün tanrılarının geri döneceğine ve kendisinin, kardeşlerinin ve kendi soyunun öcünü alacağına inanır.
O gün geldiğinde ilk kanı kendi akıttıklarından olmasını isterler. Bu yüzden ork savaş ayinleri hep bir kan adağıyla başlar.
Birscha'nın gölgesi hâlâ dolaşır. Yedi Yüz Yıl Savaşı'nda Cormana'nın yanında görüldüğü söylenir. Bir ölünün bir tanrıya nasıl yardım edebileceğini soranlara orklar güler: "Birscha ölmedi. Bekliyor."
Kardeşi Donahue ise hâlâ hayatta. Ve iki ork tanrısı arasındaki fark, orkların iki yüzünü anlatır. Biri öç için, diğeri yarın için savaşır.
- Soy
- Hecate'nin oğlu
- Alanlar
- Cinayet, Yağma, Karanlık Ritüeller
- Görünüm
- Ork
- İbadet edenler
- Orklar
- Düşmanları
- Hektor
- Müttefikleri
- Cormana