Üç Ruh Kardeş

Varon'da bir deyiş vardır: "Doğduğunda Karo Otto'ya, yola çıktığında Heia Abnus'a, öldüğünde Daghisthat'a."

Üç Ruh Kardeş kan kardeşi değildir. Karo Otto ve Daghisthat Dhoro'nun oğullarıdır. Heia Abnus ise Ayla Eliora'nın çocuğu, Nefese'nin torunu. Onları bir araya getiren soyları değil, Varon'dur. Çölün, kervan yollarının ve kum fırtınalarının ülkesi.

Kum Saatinin Altında

Hikayeye göre Varon bir zamanlar tanrısızdı. Çöl o kadar acımasızdı ki hiçbir tanrı orada kalmak istemiyordu. Varonlular ölülerini kuma gömüyor, doğumlarını sessizce kutluyor, kervanlarını dualarsız yola çıkarıyordu.

İlk gelen Daghisthat oldu. Çünkü çölde ölüm her yerdeydi, ve ölüm olan her yer onun işiydi. Kumdan yapılmış bedeniyle çöle yürüdü ve kendini evinde hissetti. Kum, kuma.

Ardından Heia Abnus geldi. Annesinin ışığından kaçıp kendine bir yer arıyordu ve bir kervanın ateşinin başında, yolcuların söylediği bir şarkıda o yeri buldu. Bedenini kuma bıraktı ve yalnızca gözünü taşıdı.

En son Karo Otto geldi. Kardeşi Daghisthat'ı aramaya gelmişti. Ama Varon'da bir şey gördü: ölülerini her gece bir mumla anan, ölülerinin sevdiği yemekleri pişirip kapı önüne bırakan bir halk. Bu bir gelenekti. Ve Karo Otto geleneğin tanrısıydı.

Üçlü Ant

Üçü Varon'un en eski kuyusunun başında buluştu. Kimse orada ne konuştuklarını bilmez. Ama o günden sonra Varon'da bir ant geçerlidir.

Bir çocuk doğduğunda, ailesi Karo Otto için bir kandil yakar. Çocuğun ilk yolculuğunda, Heia Abnus için kuma bir göz çizilir. Ve öldüğünde, Daghisthat için avucuna bir avuç kum konur.

Bu üçü yapılmadan ne doğum tamamlanır ne yolculuk ne de ölüm. Varonlular buna "üç düğüm" der. Bir hayat, üç düğümle bağlanmış bir iptir.

Kardeşliğin Sırrı

Üç Ruh Kardeş arasında bir sır olduğu söylenir. Daghisthat'ın içinde onun kendisine ait olmayan bir şey vardır. Bunu Karo Otto da Heia Abnus da hisseder. Daghisthat'ın kendisi de. Ama hiçbiri ne olduğunu bilmez.

Heia Abnus'un tek gözü bazen Daghisthat'a uzun uzun bakar. Ve Karo Otto, kardeşinin festivallerde bile gülmediğini, bunun yalnızca bir mizah eksikliği olmadığını düşünür. Sanki Daghisthat bir şeyin yarısıdır. Ve diğer yarısı çok uzaktadır.