Dört element vardır derler: ateş, su, hava ve toprak. Ama dördünün de arasında duran, onları birbirinden ayıran bir şey daha vardır. Hiçlik. Boşluk. Beşinci element.

Tenebris o boşluktur. Bora-Poyra ve Sepideh Tando ile birlikte elementlerden doğan üçüncü göksel kudret. Ama onlardan farklı olarak Tenebris hiçbir şey değildir. Ve hiçbir şey olmanın tek bir sonucu vardır: açlık. Boşluk her zaman doldurulmak ister.

Uzun zaman Tenebris'in neyle beslendiğini kimse bilmedi. Ta ki ona keder ve acı tanıtılana kadar. O andan itibaren Tenebris başka bir şey tanımadı. Bir bağımlı gibi. Bir kayıptan sonra insanın içinde açılan o boşluk, Tenebris'in kapısıdır. Yas tutan biri, o boşluğu kederle doldurdukça Tenebris onu içer. Ve daha fazlasını ister.

Ayna

Tenebris hayat bulduğunda ilk yaptığı şey bakmak oldu. Üstünde Materyal Düzlem duruyordu: dağlar, ormanlar, şehirler, birbirine dokunan, birbirini seven, birbirini öldüren canlılar. Tenebris bunların hiçbirini anlamadı. Yaşamın ne olduğunu, kendisinin ne olduğunu, ne için var olduğunu bilmiyordu. Yalnızca merak etti.

Ve merakla, gördüğünü kendi bedeninin içinde bir kere daha yaptı. Aynı dağlar, aynı vadiler; baş aşağı. Bir çocuğun gördüğü bir evi kumdan yeniden yapması gibi. Bu ayna bugün Çarpık Düzlem diye bilinir. Materyal Düzlem'in tam altında durur, ve ikisinin arasındaki boşluk, kum saatinin boğazı gibi daralan o hiçlik, Tenebris'in kendisidir. Bkz: Büyük Gyratus.

Tenebris'in yaptığı şeyde bir kötülük yoktu. Bir amaç da yoktu. İşte arşiblislerin fark ettiği şey buydu. Kendini tanımayan, ne istediğini bilmeyen, çocuksu ve zayıf bir varlık. Ve onun bedeninde, sahibinin ne yapacağını bilmediği koca bir dünya. Ahriman, Tamesis Strega ve diğerleri bu dünyaya birer birer yerleşti. Tenebris'e sorulmadı. Tenebris ne sorulması gerektiğini de bilmiyordu.

Bugün Çarpık Düzlem arşiblislerin atölyesidir. Ordular orada toplanır, lanetler orada dövülür, Materyal Düzlem'e açılan kapılar orada planlanır. Ve bütün bunlar, olup bitenden habersiz bir varlığın bedeninde.

Gölgeler onun gözleridir. Uzun bir yasın sonunda, bir insanın gölgesinin kendisinden biraz daha koyu olduğunu fark edenler olur. O gölgeye artık Tenebris bakmaktadır.

Ona tapan yoktur. Ama ona hizmet eden çoktur: kaybını bırakamayan, acısını bir hazine gibi saklayan, ümidi yitirdiği için ümitsizliğe sarılan herkes. Tenebris onları sever. Ya da sevmeye en yakın şeyi yapar: onları hiç bırakmaz.

Ozanlar, Tenebris'in Hektor'un ölümünün ardında kalan gölgeden doğduğunu da söyler. Bunun nasıl mümkün olduğu, başka bir hikayedir. Bkz: Yarım Çekirdek.

Doğası
Beşinci element: Boşluk
Soy
Eledan'ın yarığında açıldı; Hektor'un yarım çekirdeğiyle Hecate'nin soyuna bağlandı
Alanlar
Gölgeler, Dinmeyen keder, Acı, Ümitsizlik
Görünüm
Şekilsiz; bakanın kendi gölgesi
İbadet edenler
Kayıplarını bırakamayanlar