Ormanda bir yaprak kıpırdamadan düşüyorsa, bilin ki Zelda oradan geçmiştir.
Hecate'nin tahtına kan bulaşıp tahtın etrafındaki sandalyeler boşaldıktan sonra yeryüzünün anası uzun bir süre hiçbir şey yaratmadı. Yarattığı her şey bir gün ona kılıç çekebilirdi. Ancak toprağın sessizliği dayanılmazdı ve Hecate bir sabah Regnant Dağları'nın eteklerindeki yaşlı ormana indi. Ağaçların en yaşlısının köklerine elini koydu ve oradan bir kız çocuğu çıkardı. Ona kılıç vermedi, yay vermedi. Ona sabır verdi.
Zelda ilk avını yüz yıl bekleyerek yakaladı. Avladığı geyiğin boynuzlarını annesinin tahtının yanında ayakta duran o eski figüre adadı. Çünkü avın kanunu şuydu: ihtiyacın kadarını al, aldığının hakkını ver. Hüner dediğimiz şey hız değil, doğru anı bilmekti. Zelda'nın oku hiçbir zaman ilk atılan ok değildi. Ama her zaman son atılan ok o oldu.
Elf ormanlarının en derinlerinde ona "Ormanın Annesi" derler. Kaybolan bir avcı, bir ağacın gövdesine alnını dayayıp adını fısıldarsa, yol kendiliğinden açılır. Kendini kaybeden bir avcıysa, yolu bulsa bile çıkamaz. Zelda ormanı korur; ormana zarar vereni ise orman yutar.
Kadim Olanlar arasında anılmasının sebebi, Materyal Düzlem'in ilk ormanlarını onun dikmiş olmasıdır. Ağaçların köklerinin neden toprağın altında birbirine sarıldığını merak edenlere elfler gülümseyerek şunu söyler: Zelda onlara birbirlerini bırakmamayı öğretti. Çünkü bir ağacı tek başına devirebilirsin. Bir ormanı asla.
Fighter'lar onun disiplinine, Ranger'lar sabrına, Paladin'ler ise verdiği sözün hakkını verme inadına tapar.
- Soy
- Hecate'nin kızı
- Alanlar
- Av, Hüner, Orman
- Unvan
- Ormanın Annesi
- Görünüm
- Elf
- İbadet edenler
- Fighter, Ranger ve Paladin