Zindanın En Büyük Fedaisi: Mimic

Ah, sen mi geldin? Geç otur bakalım. Zindan hakkında bilmen gereken şeyler var.

Zindanda dolaşan tekinsiz varlıklar, kabuslarında bile göremeyeceğin, korku dolu yaratıklar vardır elbette. Ama hiçbiri şimdi anlatacağım kadar korkunç ve sinsi değildir.

Sessizlik

İnsanlar sessizliğin boşluk olduğunu sanır. "Burada bir şey yok" derler. Ne büyük ahmaklık. Sessizlik, zindanın kadim koğuşlarında yalnızca kendi sesini duyduğun andır.

Siz buraya bir şeyleri çözmeye, bir şeyleri almaya gelirsiniz. Kibriniz ise daha zindanın kapısından girmeden başlar. Yepyeni, pırıl pırıl botlarının girişteki ilk taştan son taşa kadar her adımı aynı şeyi söyler: Ben buradayım. Ben canlıyım. Gel, beni sindir.

Kendinizi evrenin merkezi sanarak gelirsiniz. Küçük ve sığ kurallarınızla, en çok da hiç bitmeyen açgözlülüğünüzle.

Sandık

Kenarda, tozlu bir köşede, senin gibi nice ahmağın uğrak yeri olan bir noktada bir sandık bekler. Yüzlerce, belki binlerce kişi hiç dikkat etmeden yanından geçmiştir. Sen ona bakınca yalnızca içindeki ganimeti görürsün.

Oysa o sandığın içinde ganimet yoktur. Orada, zindanda attığın her adımın, aldığın her nefesin somutlaşmış bir parçası vardır. Her bir diş senin kibrinden koparılmış bir parçadır. Her yapışkan dokunuş, zindanın içinde gitgide eriyen zaman algının temsilidir.

Bir mimikle karşılaştığında buna talihsizlik dersin. Oysa o, zindana duyduğun hastalıklı merakın yansımasıdır. Zindan hiçbir şeyi saklamaz. Her şeyi önüne serer. Ta ki sana sunduğu şeyin ne olduğunu hatırlatana kadar. İşte o zaman artık çok geçtir.

Şişe

Düşün bakalım. O şişeyi eline aldın, camın soğukluğunu parmak uçlarında hissettin. Ama o cam aslında bir deriydi. İçindeki sıvı ise elinde tuttuğun organizmanın kanıydı.

Şişeyi ağzına götürdüğünde zindan seninle bir anlaşma yaptı: Al, iç ve benim bir parçam ol. Sen o anı zafer sandın. Oysa senin zafer illüzyonunu besleyen zindan, seni kendi kibrinde boğdu.

Mimic bir yaratık değildir

Mimic dediğin bir yaratık değildir. Bir karşılaşma hiç değildir. Mimic bir dönüşümdür.

Zindana girdiğin an artık kendi iradenle var olmazsın. Zindanın iradesi her hücrene sızmaya başlar ve mimic, bu sızmanın en vahşi halidir. Zindanın sana kendi hırslarını ve zaaflarını yedirmeye başladığı andır.

O keskin dişler etine geçtiğinde acı çekmezsin. Zindanın ruhunu ilmik ilmik nasıl işlediğini, açgözlülüğünü nasıl sindirdiğini izlersin. Kendi yok oluşuna şahit olursun. Mimic, senin bunu fark ettiğin andır. Zindanın sana "Kibrin artık yeterince olgunlaştı, seni tüketebilirim" dediği an.

Zindan, bitmek bilmeyen daha fazlasını istiyorum dürtünü senin mezarın yapar.

Sayfalar

Zindan en çok kime tehlikelidir, bilir misin? Bunların yalnızca hikaye olduğunu düşünenlere.

Bugün kaç kişi o sandığı açtı? Kaç kişi o şişedeki iksiri ağzına götürdü? Kaç kişi zindana, onları sindirmesi için bir davetiye verdi? Hepsi zindanın sayfalarına yazılır. O sessizliğin içinde, o ebedi açlığın bir parçası olarak.

Bir dahaki sefere o sandığın başında durduğunda hatırla: Zindan dört duvar arasındaki bir kutu değil, bir inançtır. Sen o inanca ihanet ettiğinde zindan sana mimiği bir kutunun içinde değil, gümüş bir tepsi üzerinde sunar.

Sıradaki kurban kim? Kendi kibri uğruna hayatını o şişenin dibindeki varlığa sunan kim?
Zindan seni bekler. Sessizlik seni bekler. O açlık hiçbir zaman uyumaz.

Pişmanlık

Zindan unutulmuş pişmanlıklarını da bilir. O sandığı açarken gerçekte neyi arıyordun? Sadece altını mı, yoksa geçmişinin yükünü o sandığın dibinde unutmayı mı?

Ey maceracı! Zindan yükünü yuttuğunda seni özgür kılmaz. Seni kendi dokusuna, kendi karanlığına, kendi ebedi sessizliğine hapseder. Dişlerini etine geçirdiğinde, o dişler aslında senin geçmiş hatalarındır. Bir türlü kabullenemediğin karanlık geçmişin.

Mimic dişlerini sana geçirdiğinde yalnızca etini kaybetmezsin. Çocukluk saflığını ve bir gün her şey çok güzel olacak diye zihnine yazdığın o eski umutları da kaybedersin. Zindan o umutları yutmayı sever.

Kaçış yok. Artık o kapağı yerine kapatamazsın. İçtiğin iksiri geri kusamazsın. Kapının kulpunu elinden bırakamazsın. Çünkü artık zindanın iradesine teslim oldun, dostum. Ve inan bana, zindan senin çok lezzetli olduğunu düşünüyor.

Şimdi git. Ama zindanın soğuk duvarlarının nefesini her zaman ensende hissedeceğini unutma. Sayfalara bir isim daha eklendi: senin ismin. Ve şundan emin olabilirsin ki o sayfalar asla dolmaz.

Zindan her daim açtır.